4 Temmuz 2012 Çarşamba

Lojistik sektörde dış kaynak kullanımı


Lojistik sektörde dış kaynak kullanımı
            Lojistik sektörde DKK giderek yaygınlaşmaktadır. Ülkemizin mevcut üretim ve mal hareketinin % 85’inin halen üretim ve satış şirketlerinin kendi bünyelerindeki birimler tarafından karşılanmakta olduğunu, sadece % 15’inde ise DKK yoluna gidildiğini ve bu yolla maliyetlerde %15–20 arasında maliyet azalması elde edilebildiğini söylemek mümkündür. Firmaların küresel pazarlara açılması, lojistik gereksinimleri hızla arttırmıştır. Yeni girilen pazarlar ve bu pazarlardaki düzenlemeler hakkında bilgi birikimi ve uygun altyapı bulunmaması firmaların 3PL şirketlerine yönelmesine neden olmuştur. Piyasalardaki dalgalanma ve talepteki değişiklikler, firmaları yüksek yatırımlardan kaçınmaya, sabit maliyetlerini en aza çekmeye zorlamaktadır. Firmalar tahmin edemedikleri gelecek için yatırım yapmaktansa, bir 3. partinin kaynaklarını kullanıp, kullandığı kadar ödeme yaparak maliyetlerini değişkene çevirmeyi hedeflemektedir (F...., 2002). Özellikle 3PL ve Dördüncü Parti Lojistik (4PL )  hizmet sağlayıcısı şirketlerin uluslararası operasyonlarının hızlanmasıyla büyümesi beklenen bir durumdur. Özellikle, kendi bünyesinde sabit kıymet taşımayan, işin bilgisini aktararak en uygun 3PL ile, en uygun hizmeti almak isteyen müşteriyi bir araya getirme hizmeti sunan, bir anlamda sanal lojistik şirketleri büyüme göstergesi olarak kabul edilebilir (O...., 2001).           
Dell, Wal-Mart ve Sony gibi dünyanın en başarılı şirketlerinin başarılarının çoğunu 3PL operasyonlarına borçlu olduğu sır değildir. Yirmi birinci yüzyılın yükselen rekabet ortamı ve küresel pazardaki başarı ortamında, birçok şirket ya 3PL operasyonlarını yapıyor ya da yapmayı planlıyorlardır.
DKK şirketlerin örgüt yapısını ve iş dönüşüm süreçlerini bir basamak yukarı taşıyan bir yönetim aracıdır ve bu verimli bir iş performansı için büyük bir fırsat yaratabilir. Ancak, aynı zamanda zayıf takip edilebilmesiyle şirket için problemler de teşkil edebilir. “Core Competency” şirketlerin iş bilgisi ve DKK tecrübesi ile ele alındığında tam fayda sağlanabilir. Böyle bir “core competency” ile dış kaynak kullanım ilişkileri ilerletilebilir ve çıkabilecek problemlerin önüne geçilebilir (T....., 2005).
            3PL ve 4PL, lojistik çalışmalarda değer getirebilen teknolojilerdir. Geleneksel lojistik uygulamaların üstüne teknolojinin geliştirilmesi, tedarik zinciri planlaması ve lojistik uygulamaların odağında olmuştur. 3PL kullanmak isteyen firmaların aklında bir soru vardır: Masraf azaltan, müşterilerine ve şirketlerine daha iyi hizmet veren bir teknolojiyi nasıl seçecekler. Tedarik zinciri bütünlemesinde, tecrübeli olsun, tecrübesiz olsun, tüm 3PL ve 4PL hizmet sağlayıcılarda taşıyıcı merkezli çözümler aranmalıdır. Varolan hazır çözümleri kullanma yolu, çalışmalardan tutarlı ve güvenilir sonuçlar alma garantisi durumunda uygulanmalıdır.
            3PL’ler çalışmaları içinde işlem süreçlerini tanımlayıp onları diğer uzun iş süreçleri için otomatik olarak ayarlayabilirler. Olası iş basamaklarını algılayıp sağlamlaştırarak, gerek göndericiye gerek kendi işlerine tedarik zinciri faydaları sağlanabilir (A....., 2006).
Bilinçli bir dış kaynak kullanıcısının genelde şu ayırt edici özellikleri vardır (P.......,2002):
-         Bilgi yönetiminde ileri görüşlülük.
-         Bilgi teknolojisini stratejik bir kaynak olarak kullanım.
-         Zaman ve para kazancı.
-         BT becerisine sahip olması.
-         Ana teknolojiyi iç BT çalışanına aktarması.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder