Lojistik sektörde dış kaynak kullanımı
Lojistik sektörde DKK giderek yaygınlaşmaktadır. Ülkemizin
mevcut üretim ve mal hareketinin % 85’inin halen üretim ve satış şirketlerinin
kendi bünyelerindeki birimler tarafından karşılanmakta olduğunu, sadece %
15’inde ise DKK yoluna gidildiğini ve bu yolla maliyetlerde %15–20 arasında
maliyet azalması elde edilebildiğini söylemek mümkündür. Firmaların küresel
pazarlara açılması, lojistik gereksinimleri hızla arttırmıştır. Yeni girilen
pazarlar ve bu pazarlardaki düzenlemeler hakkında bilgi birikimi ve uygun
altyapı bulunmaması firmaların 3PL şirketlerine yönelmesine neden olmuştur.
Piyasalardaki dalgalanma ve talepteki değişiklikler, firmaları yüksek
yatırımlardan kaçınmaya, sabit maliyetlerini en aza çekmeye zorlamaktadır.
Firmalar tahmin edemedikleri gelecek için yatırım yapmaktansa, bir 3. partinin
kaynaklarını kullanıp, kullandığı kadar ödeme yaparak maliyetlerini değişkene
çevirmeyi hedeflemektedir (F...., 2002). Özellikle
3PL ve Dördüncü Parti Lojistik (4PL )
hizmet sağlayıcısı şirketlerin uluslararası operasyonlarının
hızlanmasıyla büyümesi beklenen bir durumdur. Özellikle, kendi bünyesinde sabit
kıymet taşımayan, işin bilgisini aktararak en uygun 3PL ile, en uygun hizmeti
almak isteyen müşteriyi bir araya getirme hizmeti sunan, bir anlamda sanal
lojistik şirketleri büyüme göstergesi olarak kabul edilebilir (O...., 2001).
Dell, Wal-Mart ve Sony gibi
dünyanın en başarılı şirketlerinin başarılarının çoğunu 3PL operasyonlarına
borçlu olduğu sır değildir. Yirmi birinci yüzyılın yükselen rekabet ortamı ve
küresel pazardaki başarı ortamında, birçok şirket ya 3PL operasyonlarını
yapıyor ya da yapmayı planlıyorlardır.
DKK şirketlerin örgüt
yapısını ve iş dönüşüm süreçlerini bir basamak yukarı taşıyan bir yönetim
aracıdır ve bu verimli bir iş performansı için büyük bir fırsat yaratabilir.
Ancak, aynı zamanda zayıf takip edilebilmesiyle şirket için problemler de
teşkil edebilir. “Core Competency” şirketlerin iş bilgisi ve DKK tecrübesi ile
ele alındığında tam fayda sağlanabilir. Böyle bir “core competency” ile dış
kaynak kullanım ilişkileri ilerletilebilir ve çıkabilecek problemlerin önüne
geçilebilir (T....., 2005).
3PL
ve 4PL, lojistik çalışmalarda değer getirebilen teknolojilerdir. Geleneksel
lojistik uygulamaların üstüne teknolojinin geliştirilmesi, tedarik zinciri
planlaması ve lojistik uygulamaların odağında olmuştur. 3PL kullanmak isteyen
firmaların aklında bir soru vardır: Masraf azaltan, müşterilerine ve
şirketlerine daha iyi hizmet veren bir teknolojiyi nasıl seçecekler. Tedarik
zinciri bütünlemesinde, tecrübeli olsun, tecrübesiz olsun, tüm 3PL ve 4PL
hizmet sağlayıcılarda taşıyıcı merkezli çözümler aranmalıdır. Varolan hazır
çözümleri kullanma yolu, çalışmalardan tutarlı ve güvenilir sonuçlar alma
garantisi durumunda uygulanmalıdır.
3PL’ler
çalışmaları içinde işlem süreçlerini tanımlayıp onları diğer uzun iş süreçleri
için otomatik olarak ayarlayabilirler. Olası iş basamaklarını algılayıp
sağlamlaştırarak, gerek göndericiye gerek kendi işlerine tedarik zinciri
faydaları sağlanabilir (A....., 2006).
Bilinçli bir dış kaynak kullanıcısının genelde şu ayırt
edici özellikleri vardır (P.......,2002):
-
Bilgi
yönetiminde ileri görüşlülük.
-
Bilgi
teknolojisini stratejik bir kaynak olarak kullanım.
-
Zaman ve para
kazancı.
-
BT becerisine
sahip olması.
-
Ana teknolojiyi
iç BT çalışanına aktarması.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder