Ülkemizde lojistik sektörünün karakteristik özellikleri
Ülkemizde lojistik sektörü hakkında akademik temelli
araştırma ve çalışmalar hızlanmış olmakla birlikte, sektörü kucaklayan ve
rakamlarla anlatan kapsamlı bir çalışma sayısı yeterli değildir Akademik
anlamda yapılan araştırmaların yanı sıra sektörde mesleki örgütler, dernek ve
kuruluşlar da sektöre ilişkin veri üretme çabası içindedir. Sektörde alt branşların
çokluğu ve karmaşık yapısı nedeniyle ulaştırma, depolama, elleçleme, gümrükleme gibi alt faaliyet alanlarından elde edilen ciro
ve karlılık rakamlarının elde edilmesi ve birlikte ele alınması oldukça zordur.
Elde edilen yazılı ve yazılı olmayan bilgilere göre ve sektör temsilcilerinin
beyanlarına istinaden yaklaşık değerlerle sektöre ilişkin veriler şöyle
(B....., 2004) yorumlanabilir:
- Pazarın
coğrafyası, kıtalar arasında bulunan ve
stratejik olarak önemli bir kavşakta bulunan Türkiye pazarı aynı zamanda işgücü
ve arsa olanakları bakımından da elverişli olanaklar sunmaktadır.
-
Yıllık Kar
Artışı Oranı, 1999 için %31, 2000 için %35 ve 2001 için %55 rapor edilmiş.
Sonraki üç yıl için ise yıllık %50 büyüme öngörülmüştür.
-
Büyüme hızı,
%10-15’
dır.
-
Gelişme dönemi,
son on yıldır.
-
Hizmet maliyet
oranı, satış fiyatının %8–15 arasında değişmektedir.
-
Yoğun çalışılan
sektörler, ihracat ve ithalattaki endüstri kolları farklılık göstermektedir.
İhracatta ağırlık tekstildedir. Son birkaç yıla kadar tekstil ve kuru gıda
ağırlıklı mallar ihraç edilirken bunlara bazı makine aksamı parçaları, beyaz
eşya ve ufak, ucuz teknolojik aparatlar eklenebilir. İthalatta endüstri kolları
çok çeşitlilik tekstil boyaları ve mal bedelleri yüksek, pahalı tekstil makineleri,
otomotiv, bilgisayar gibi ürünlerdir. Geleneksel tarıma dayalı ihraç ürünleri
ve tekstil dışında, son yıllarda artan ileri teknoloji ürünleri, seramik,
mermer ve otomotiv ihracatı lojistik sektörünün de canlanmasına yardımcı
olmuştur.
-
Müşteri
ilişkileri, hizmet müşterileri ile lojistik hizmet sağlayıcıları arasında
olması gereken güven ortamının yeterince sağlanamadığı görülmektedir.
Müşteriler genellikle fiyata duyarlı davranmakta ve bu nedenle kaliteli hizmet
almak yerine firmayı fiyat nedeniyle değiştirmek eğilimi bulunmaktadır.
-
Kontratlı satış
prensibi, piyasada bir yıl süreli sözleşmeler hakim olup uzun vadeli çalışma
prensibi benimsenmemekte, işin prensibinin sinerjiye ve konsolidasyona
dayanmasına rağmen, birçok üretici firma daha işin başında iken rakipleriyle
çalışmama koşulunu öne sürmektedir.
- Yatırımlar,
özellikle sabit yatırımlar, filo yenileme, eğitim ve bilgisayar teknolojileri
konusunda yapılmaktadır.
Türkiye
75 milyon kişilik nüfusu ile ve 2002 yılı rakamlarına göre 200 milyar doları
aşan bir Gayri Safi Milli hâsılaya sahiptir. Dünya bankasının verileri
ülkemizdeki lojistik potansiyelin GSMH’ nın % 13ü oranında olduğunu yani 25
Milyar dolarlık bir ölçekte bulunduğunu göstermektedir. İthalat ve ihracat
rakamlarımızın hızla artığı, dış ticaretimizin geliştiği, tüketimin
yaygınlaştığı bir yapısı vardır. Bu ithalatımızın ve ihracatımızın % 50 si
deniz yolu ile yapılırken geriye kalan % 40 kara yolu ile yapılamakta % 10
oranında demir yolu ve havayolu payı bulunmaktadır. Bu nedenle deniz nakliyesi
yapan özellikle konteynır işleten kuruluşlar Türkiye’de yapılanmışlardır. Bu
yapılanma önce acente açmak sonra acente ile ortak olmak ve de sonunda kendi
isimleri ile gelmek şeklinde olmaktadır.
Karayolunda
ise ülkemize gelen ve ülkemizden giden malların nakliyelerinde sorunlarla
karşılaşmamak, pazar yaratmak ve iş takibi yapmak amacıyla yabancı kuruluşlar
burada önce irtibat bürolarını sonra da kendi isimleri ile şirketlerini
kurmaktadırlar.
Ülkemizdeki
dağıtım, taşımacılık ve depolama hizmetleri % 70 oranında üretici şirketler
tarafından yerine getirilmektedir. En
büyük 350 kuruluş arasında yapılan araştırma depo hizmetlerinin % 80 kara
nakliyesinin % 50 oranında DKK’ na gidildiği ve kuruluşların taşıma, depolama,
stok yönetimi, gibi hizmetlerini kendileri yaptığı görülmektedir. Bu nedenle
Türkiye’de bulunan 25 Milyarlık potansiyelin sadece 3–3,5 Milyar dolarlık kısmı
Pazar haline gelmiş ve çok sayıda küçük ölçekli kuruluş tarafından
paylaşılmaktadır. Pazarın en büyüğünün Pazar payının % 3 olması sektörün segmente
olduğunu ve ölçeklerin küçük olduğunun göstergesidir. Lojistik ölçek büyüklüğü,
konsolidasyon, verimlilik artışı gerektirir. Bu nedenle küresel yabancı
kuruluşlar için cazip bir iş haline gelmektedir.
Ulaştırma
bakanlığı yeni çıkarttığı kanun ve yönetmeliklerle karayolu taşımacılığını
düzenlemekte, demir yolu taşımacılığını özelleştirmekte ve teşvik etmekte,
deniz taşıtlarında ucuz yakıt kullanımını başlatarak deniz taşımacılığını
desteklemektedir. Teşvik ve uygulama amacıyla lojistik yatırımları için uzun
dönemli teşvikler verilmektedir. Türkiye’ye gelecek olan bir yabancı kuruluş
için küçük şirketleri müşterileri ile satın almak, iş kapasitelerini
birleştirmek, verimi arttırmak, teşviklerden yararlanarak iş genişlemesi
sağlamak cazip bir yatırım fırsatı olarak beklemektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder