4 Temmuz 2012 Çarşamba

Ülkemizde lojistik sektörünün karakteristik özellikleri


Ülkemizde lojistik sektörünün karakteristik özellikleri
            Ülkemizde lojistik sektörü hakkında akademik temelli araştırma ve çalışmalar hızlanmış olmakla birlikte, sektörü kucaklayan ve rakamlarla anlatan kapsamlı bir çalışma sayısı yeterli değildir Akademik anlamda yapılan araştırmaların yanı sıra sektörde mesleki örgütler, dernek ve kuruluşlar da sektöre ilişkin veri üretme çabası içindedir. Sektörde alt branşların çokluğu ve karmaşık yapısı nedeniyle ulaştırma, depolama, elleçleme, gümrükleme gibi alt faaliyet alanlarından elde edilen ciro ve karlılık rakamlarının elde edilmesi ve birlikte ele alınması oldukça zordur. Elde edilen yazılı ve yazılı olmayan bilgilere göre ve sektör temsilcilerinin beyanlarına istinaden yaklaşık değerlerle sektöre ilişkin veriler şöyle (B....., 2004) yorumlanabilir:
-     Pazarın coğrafyası,  kıtalar arasında bulunan ve stratejik olarak önemli bir kavşakta bulunan Türkiye pazarı aynı zamanda işgücü ve arsa olanakları bakımından da elverişli olanaklar sunmaktadır.
-        Yıllık Kar Artışı Oranı, 1999 için %31, 2000 için %35 ve 2001 için %55 rapor edilmiş. Sonraki üç yıl için ise yıllık %50 büyüme öngörülmüştür.
-        Büyüme hızı, %10-15’ dır.
-        Gelişme dönemi, son on yıldır.
-        Hizmet maliyet oranı, satış fiyatının %8–15 arasında değişmektedir.
-        Yoğun çalışılan sektörler, ihracat ve ithalattaki endüstri kolları farklılık göstermektedir. İhracatta ağırlık tekstildedir. Son birkaç yıla kadar tekstil ve kuru gıda ağırlıklı mallar ihraç edilirken bunlara bazı makine aksamı parçaları, beyaz eşya ve ufak, ucuz teknolojik aparatlar eklenebilir. İthalatta endüstri kolları çok çeşitlilik tekstil boyaları ve mal bedelleri yüksek, pahalı tekstil makineleri, otomotiv, bilgisayar gibi ürünlerdir. Geleneksel tarıma dayalı ihraç ürünleri ve tekstil dışında, son yıllarda artan ileri teknoloji ürünleri, seramik, mermer ve otomotiv ihracatı lojistik sektörünün de canlanmasına yardımcı olmuştur.
-        Müşteri ilişkileri, hizmet müşterileri ile lojistik hizmet sağlayıcıları arasında olması gereken güven ortamının yeterince sağlanamadığı görülmektedir. Müşteriler genellikle fiyata duyarlı davranmakta ve bu nedenle kaliteli hizmet almak yerine firmayı fiyat nedeniyle değiştirmek eğilimi bulunmaktadır.
-        Kontratlı satış prensibi, piyasada bir yıl süreli sözleşmeler hakim olup uzun vadeli çalışma prensibi benimsenmemekte, işin prensibinin sinerjiye ve konsolidasyona dayanmasına rağmen, birçok üretici firma daha işin başında iken rakipleriyle çalışmama koşulunu öne sürmektedir.
-   Yatırımlar, özellikle sabit yatırımlar, filo yenileme, eğitim ve bilgisayar teknolojileri konusunda yapılmaktadır.
            Türkiye 75 milyon kişilik nüfusu ile ve 2002 yılı rakamlarına göre 200 milyar doları aşan bir Gayri Safi Milli hâsılaya sahiptir. Dünya bankasının verileri ülkemizdeki lojistik potansiyelin GSMH’ nın % 13ü oranında olduğunu yani 25 Milyar dolarlık bir ölçekte bulunduğunu göstermektedir. İthalat ve ihracat rakamlarımızın hızla artığı, dış ticaretimizin geliştiği, tüketimin yaygınlaştığı bir yapısı vardır. Bu ithalatımızın ve ihracatımızın % 50 si deniz yolu ile yapılırken geriye kalan % 40 kara yolu ile yapılamakta % 10 oranında demir yolu ve havayolu payı bulunmaktadır. Bu nedenle deniz nakliyesi yapan özellikle konteynır işleten kuruluşlar Türkiye’de yapılanmışlardır. Bu yapılanma önce acente açmak sonra acente ile ortak olmak ve de sonunda kendi isimleri ile gelmek şeklinde olmaktadır.
            Karayolunda ise ülkemize gelen ve ülkemizden giden malların nakliyelerinde sorunlarla karşılaşmamak, pazar yaratmak ve iş takibi yapmak amacıyla yabancı kuruluşlar burada önce irtibat bürolarını sonra da kendi isimleri ile şirketlerini kurmaktadırlar.    
            Ülkemizdeki dağıtım, taşımacılık ve depolama hizmetleri % 70 oranında üretici şirketler tarafından yerine getirilmektedir.  En büyük 350 kuruluş arasında yapılan araştırma depo hizmetlerinin % 80 kara nakliyesinin % 50 oranında DKK’ na gidildiği ve kuruluşların taşıma, depolama, stok yönetimi, gibi hizmetlerini kendileri yaptığı görülmektedir. Bu nedenle Türkiye’de bulunan 25 Milyarlık potansiyelin sadece 3–3,5 Milyar dolarlık kısmı Pazar haline gelmiş ve çok sayıda küçük ölçekli kuruluş tarafından paylaşılmaktadır. Pazarın en büyüğünün Pazar payının % 3 olması sektörün segmente olduğunu ve ölçeklerin küçük olduğunun göstergesidir. Lojistik ölçek büyüklüğü, konsolidasyon, verimlilik artışı gerektirir. Bu nedenle küresel yabancı kuruluşlar için cazip bir iş haline gelmektedir.
            Ulaştırma bakanlığı yeni çıkarttığı kanun ve yönetmeliklerle karayolu taşımacılığını düzenlemekte, demir yolu taşımacılığını özelleştirmekte ve teşvik etmekte, deniz taşıtlarında ucuz yakıt kullanımını başlatarak deniz taşımacılığını desteklemektedir. Teşvik ve uygulama amacıyla lojistik yatırımları için uzun dönemli teşvikler verilmektedir. Türkiye’ye gelecek olan bir yabancı kuruluş için küçük şirketleri müşterileri ile satın almak, iş kapasitelerini birleştirmek, verimi arttırmak, teşviklerden yararlanarak iş genişlemesi sağlamak cazip bir yatırım fırsatı olarak beklemektedir.

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder